Eymir Gölü Üzerine Bir Hatırlatma

Eymir Gölü ile çevresi Ankara’ya ve Ankaralıya nefes aldıran sayılı yeşil alanlardan birisi. Şehrin betonlaşmış sokaklarından, trafiğin gürültüsünden ve her  yerde boy gösteren AVM’lerden uzaklaşmak isteyenlerin en sevdiği yerlerden. Bisikletçilerin, kürek takımlarının ve tüm açıkhava spor severlerinin ise vazgeçemeyeceği bir ortam. Ancak son yıllarda göl çevresinden rant elde etme yarışı başlamış durumda; bölge imara açılmak isteniyor. Bugüne dek titizlikle korunmuş  gölün doğal yapısına zarar vereceği tartışılmaz olan bu istekten biraz bahsedelim.

Ankara’nın Gölbaşı ilçesinde bulunan Eymir Gölü kaynağını Mogan Gölü’nden alır. Mogan Gölü ve çevresi doğal güzelliklere sahip olmasına rağmen, ağaç çeşidi ve bitki örtüsü bakımından oldukça yetersizdir.  Aynı havzada bulunan Eymir Gölü’nde ise durum tam tersi. Göl ve çevresi 1957 yılında kamulaştırılarak ODTÜ yerleşkesine dahil edildi. Bölgenin güvenliğinin ve düzeninin sağlanmasıyla yükümlü olan üniversitemiz, doğal yapısına zarar vermeden bölgeyi korudu. Bölge, insanın diğer canlılarla paylaştığı doğa karşısındaki sorumluluklarının bilinciyle ağaçlandırıldı. Bu kapsamda yürütülen ağaçlandırma projeleri, 1995 yılında uluslararası saygınlığa sahip Ağa Han Mimarlık Ödülü’ne layık görüldü. Bugün Eymir Gölü, Ankaralıların spor ve dinlenme ihtiyaçlarını karşılamasının yanı sıra pek çok kuş ve balık türüne de ev sahipliği yapıyor.

 

eymir

Ancak son zamanlarda arazinin kullanımının planlanmasında ODTÜ’den başka söz sahibi olmak isteyenler var. Arazi bugüne dek tarım, ormancılık, yeraltı suyu  ve cevher işletmesi yönünden kullanılabiliyorken; son yıllarda ekonomik çıkarların ön planda olduğu projeler için imara açılmak isteniyor. Hatta bu istek, 60’lı yılların başında çevresinde  tek bir ağacın bulunmadığı bölgeyi  yemyeşil bir alana dönüştüren ODTÜ’nün göle yeterince iyi bakamadığı gibi aslı olmayan söylemlerle de destekleniyor. Halbuki üniversitemiz; öğrencisi, akademisyeni ve tüm bileşenleriyle hala ağaçlandırma çalışmalarına devam ediyor. Ayrıca ODTÜ öğrencisi Yasin Semiz, göl ile ilgili bu tartışmayı “Eymir Neden Paylaşılamadı?” belgeselinde ele alıyor. Belgeselde Bertolt Brecht’ten de bir söz alıntılanmış: ‘Sahiplik için bir şeye, ona yararlı olmak gerek; bebeğe iyi bakan ananındır bebek ve kim işliyorsa toprağı, toprak onundur demek.’

Günümüz kapitalist toplumu, doğayı içinde yaşadığımız dünyanın bir parçası olarak değil; üzerinde hakimiyet kurulan bir alan olarak görüyor. Böyle bir toplumda doğadan çıkar elde etme beklentilerini kısıtlamak kolay değil. Fakat mülkiyet hakkının tam bir egemenlik yetkisi vermediği gibi; bir takım sorumlulukları da beraberinde getirdiği asla unutulmamalı.

Yaz Hocam haberi