Hacettepe’de Eymir tartışıldı

Hacettepe Üniversitesi’nde son dönemde tartışılan Eymir gölü panelle tartışmaya açıldı.
Hacettepe Üniversitesi’nde Ankara’da Hacettepe Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi tarafından “Başkent Ankara ve Eymir Gölü” konulu panel yapıldı. Prof. Dr. Ruşen Keleş’in başkanlık yaptığı panele konuşmacı olarak Mimarlar Odası Ankara Şube Başkanı Tezcan Karakuş Candan, , H.Ü. Güzel Sanatlar Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Meltem Yılmaz, ODTÜ Siyaset Bilimi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Tarık Şengül katıldı.

Adnan Turani Konferans Salonu’nda yapılan panelde Eymir’de ne yapılmak isteniyor? Eymir nasıl korunur? Sorularına yanıt arandı. Panelde ilk konuşmacı Mimarlar Odası Ankara Şube Başkanı Tezcan Karakuş Candan: “ Kentlerimiz ve yeşil alanlarımızın tamamını AKP hükümeti öğüterek , rant sağlıyor. Bunları yaparken insanları ideolojik olarak saflaştırıyor, insanları bölüyor. Sadece Eymir ve Ankara değil tüm Türkiye’de insanlığa ait olan tüm değerlerimiz risk altında. AKP hükümeti özellikle ODTÜ, AOÇ, Taksim, gibi simgesel alanları seçiyorlar. Teknik davranarak yasa boşluklarını değiştirerek bu boşluklardan yararlanıyorlar. “

“ÇOCUK KARARLILIĞI İLE MÜCADELE”

Çocuk kararlılığında mücadele edilmeli diyen Candan şöyle devam etti: “Karşımızdaki hem iktidar ,hem güçlü olan yapıya karşı meslek odaları olarak, STÖ’ler olarak nasıl mücadele edeceğiz? Yaşam alanlarımızı ranta açmakta kararlı olan bu sisteme karşı kararlı durmak çok önemli. Talana açılan alan için dava açmak, dava ile ilgili eylem yapmak, fikri takibini yapmak, ısrar etmek, çocuk kararlılığında mücadele etmek olarak ifade ediyoruz bunu ve mücadele tarzımızı çocuk kararlılığında mücadele olarak belirledik. Eymir gölü ODTÜ tartışmalarıyla gündeme geldi, özel çevre koruma alanı olarak ilan edildi. 2013 Aralık ayında geçen meclis kararı ile yapılaşmaya açılması gündemde. Tüm yeşil alanlarımızda nereden yol geçiriliyorsa orada yapılaşma açılıyor. İmrahor Vadisi de kentin nefes aldığı ama yapılaşmaya açılacak alanlardan. Zaman zaman yaşam alanlarımızı daraltan bu süreç umutlarımız kırılıyor. Umudumuzu eksik etmeden bir kişi de olsak, üç kişi de olsak mücadeleye devam etmeliyiz. Biliyoruz ki Gezi direnişinde bir kişi durdu, dünya durdu. Eymir talan süreci ile karşı karşıya kaldığında insani değerimizi kaybetmemeye karşı aldığımız tavrı almalıyız. Meslek odalarından, Sivil Toplum Örgütlerinden doğru bir örgütlenme yapılmalı. Meslek Odaları olarak doğru tespitler yapabiliriz ama kitleleri harekete geçirecek siyasi gücümüz yok. Siyasi partiler burada üzerine düşeni yapmalı.” Şeklinde konuştu.

Panelistlerden Doç. Dr.Tarık Şengül ise “ Eymir’i doğal değerlerimizi, tarihi kültürel mirasımızı koruma talebimiz bir yana. Tüm bu değerlerin korunmasını söyleyen belli sayıda aydın duruşu ile toplumun genel duruşu arasında mesafe giderek açılıyor. Galiba buna başka Eymir gölünü de içine alan kimi durumda kültürel mirasımıza, kimi durumda ormanlara yönelen kimi durumda yoksul insanların gecekondularını hedefleyen bu dönüşümlerden söz ediyoruz. Bu dönüşümlerin kendisini bir siyasal parti ile özdeşleştirerek katkı sunuyoruz. Bir süre sonra kişiselleşiyor, mesele bir sistem sorunu olmaktan çıkıyor. Bunun doğru olmadığını düşünüyorum. Sistemin kendisinde bir büyük sorun var. Yaşamımıza ait dediğimiz şeyleri meta haline getirenler aslında bir sistemi çalıştırıyor. Kentin kendisi kocaman bir fabrikaya dönüşmüş durumda, kent bir meta üretiminin odağında bir fabrikanın hammaddesinin yerini alıyor. Bir otomobil fabrikasında bir otomobil sürekli üretilip satılmak zorundaysa Kent bugün böyle bir paradoksla karşı karşıya. Yönetimler kentte meta haline getirecek bir şey buluyor. Aslında bu arkadaşlar aslında üzerine düşen görevi yapıyor. Kentin kendisi sürekli meta üreten bir fabrikaya dönüşmüş durumda. Her gün Belediye Başkanları kalktıklarında kente şöyle bir bakıp nerden hangi hammaddeyi bu meta zincirinin içine sokacaklarını düşünüyorlar. Bugün artık Türkiye ekonomisinin merkezinde geçmişte olduğu gibi bir sanayi üretimi yok, rant üretiyoruz. Rantla yatıyoruz, rantla kalkıyoruz. Bu çevirilebilir bir ekonomi değil. Hem içerde hem dışarıda ciddi bir borçlanma ile karşı karşıya. Bu sistemin borç bağlantısında işleyebilmesi için her sabah kentte bir yerin talan edilmesi gerekiyor. Ya bu makineyi durdururuz ya da yaşam alanlarımızı da yiyen kendi kendini yiyen bu sistemin içinde hep birlikte erir gideriz.” İfadelerini kullandı.

Üniversite olarak bir panel düzenleyerek bir kişiye bile Eymir’i anlatmanın önemli olduğunu düşündük diyen Meltem Yılmaz: “ uygulanabilen kimseyi kayırmayan bir hukuk sistemimiz olabilse belki yaşam alanlarımız korunabilecek. Eğer yaşam alanlarımızı savunacaksak hukuktan başlamalıyız. İyi bir yasal sistemle kentlerimiz , çevrelerimiz, korunabilir. Tüm kentler nerdeyse mimari ile benzer hale geldi. Yerel, doğal güzelliklerini, doğasını, tarihini koruyabilen kentler gelecekte ön planda olacaktır.” Dedi.

Panelde Eymir Neden Paylaşılamadı? isimli belgesel gösterimi de yapıldı.

ANKARA (DHA)