Eymir Neden Paylaşılamadı Filmi nin yönetmenine, sayın Yasin SEMİZ e bu  lmi yarattığından dolayı teşekkür ediyorum. Düşüncesine,emeğine sağlık. Bizler bu  filmi tabi ki bir yolla izleme imkanı bulacaktık,bulduk da. Ama bu  lmin bugün buraya bizlere ulaşmasında ve seyrinde bir de farklı yol vardı. Demokrasi mücadelesinin barışçıl bir dirilişi olan Gezi Direnişini, hiçbir yaşam alanında anlamayan,kabul etmeyen zihniyet,varlığını maalesef sanatsal etkinliklerde de göstermektedir. Bu yıl 51’incisi düzenlenen Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali’nin Ulusal Belgesel Film Yarışması kategorisine seçilen,ve aralarında Reyan Tuvi’nin Dapoxetine in pharmacies Gezi belgeselini içeren ve sansüre uğratılan, “Yeryüzü Aşkın Yüzü Oluncaya Dek” çalışmasının da bulunduğu 11  lm, “Sanatsal özgürlüğün güvence altına alınmasını her şeyden daha çok önemsiyoruz” denilerek festivalden çekildi. Eymir Neden Paylaşılamadı? Filmi de, bu  lmlerden biriydi. ”Aşksız ve paramparçaydı yaşambir inancın yüceliğinde bulduk sizi, bir kavganın güzelliğinde,Gezi Direnişin de tanıdık, sevdik sizi. Bitmedi daha sürüyor o kavga ve sürecek. Cytotec cheap Yeryüzü aşkın yüzü oluncaya dek ” Onlar ki, Üzerlerine düşeni yaptılar,insanın ender yaşayacağı tarihinin dönüm noktasındaki etkiyi yarattılar,yaşattılar.Bizlere Onlar ki, Bizlere özgü tepkisiz kalan davranış biçimimizi,varlığımızı harekete geçirdiler.Artık hayal bile edemeyeceğimiz birlikte var olabilme dersini verdiler Onlar ki, Özeleştirimizi yaparcasına ve tek tek durduğumuz yeri anlamamıza,gözden geçirmemize fırsat tanıdılar. Ve Onlar ki, Cümle aleme, bizlere yarattıklarını ,yaşattıklarını, derslerini,fırsatlarını kanları ,canları ile kanıtladılar. Abdullah-Ethem-Mehmet-Mustafa-İrfan-Ali İsmail-Berkin-Hasan Ferit Gezi çocuklarımızı,arkadaşlarımızı,yoldaşlarımızı sevgiyle-saygıyla anıyorum.

EYMİR NEDEN PAYLAŞILAMADI? Tıpkı bugün Ergene, Büyük Menderes, Gediz, Susurluk,Sapanca gibi,burnumuzun dibinde Tuzla Sulak Alanı,Bafa Gölü gibi Türkiye’nin önemli su varlıkları ,ya kurumamak için,ya kirlilik ile,ya da rant a yenik düşmemek için adete çırpınmaktadırlar. Halbu ki,Türkiye Cumhuriyeti Devleti kurulurken,Egemenlik Hukuku nun bir gereği olarak,su varlıklarımızı da bizi yönetenlere ,hükümetlere emanet etmedik mi?Tıpkı orman varlığımız gibi.Mera alanlarımız gibi.Milli Parklarımız gibi. Peki, EYMİR NEDEN PAYLAŞILAMADI ? Eymir Gölü,su kaybediyor,kirleniyor,rand kapısı yapılmak isteniyor.En son Ankara Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü’nün diplomatik turizm toplu yapısı için ruhsat verme aşamasında olması da var, ama Eymir de başka bir de tarih var.Eymir de,bu toprakların devrimci geçmişi-geleneği-geleceği var,ODTÜ nin her dönem yön verdiği mücadelesinin dik duruşu var,orda Denizin-Yusufun-Kadir’in ayak izleri var,Rektör Kemal Kurdaş’ın bitmez tükenmez mücadeleci ruhu var,ODTÜ ağaçlandırma direktörü Alattin Egemenin emeği var,orada Barış Çeşmesi var,orda Ahmet Atakan var.Eymir de bu toprakların çağdaş ve aydınlık yüzü var. 1930’lara ait seyahat notlarında Nahid Sırrı Örik, gölün çevresinin tamamen kıraç arazilerden oluştuğunu ve herhangi bir yeşillik bulunmadığını belirtmişti. Bugün ise yapılaşmaya henüz açılmamış ve bu sayede,Eymir Gölü-İmrahor Deresi ve Mogan Gölü Ankara nın hayatta kalan son vadisidir. 1960 yılı öncesinde başlayan Eymir Gölü çevresi, ağaçlandırma çalışmaları sonucunda Ankara bozkırlarının ortasında bir yeşillik haline gelmiştir. Ancak 1994’te Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı olan Gökçek, başkan olduğu ilk günden itibaren Eymir Gölü’nün ODTÜ’den alınarak kendi belediyesine bağlanması istemini ve imara açmak için çaba gösterdiğini biliyoruz. Kendine has bir doğal hayatı barındıran bu göl ve çevresini, imara açma çabalarından korunması ve çevreye duyarsız politikacılar ile arazi rantı meraklılarının yeni bir çevre felaketine yol açmasının önünde durulması yönünde başta ODTÜ olmak üzere tüm duyarlı çevrelerin mücadelesi farklı alanlar da kararlılıkla devam etmektedir. Kararlılıkla mücadele edilen alanlardan biri de, bilinçli-örgütsel-bilimsel kamuoyu yaratmak ve politikacılara,yasa koyuculara seslenmektir. Sadece Eymir mi paylaşılamadı? Bu soruya cevap vermeye çalıştığımız da, ortaya çıkan tablo yakın gelecek için vahimdir. Türkiye’de son 40 yılda yaklaşık 1 milyon 300 bin hektar sulak alanın, üç Van Gölü büyüklüğünde bir alanın, ekolojik ve ekonomik işlevini yitirdiğin biliyoruz. Amik Gölü, Avlan Gölü, Kestel, Gavur, Yarma, Aynaz, Hotamış,Eşmekaya sazlıklarını kaybettik. Beyşehir Gölü, Tuz Gölü, Akşehir-Eber Gölleri, Bafa Gölü, Eğirdir Gölü,Kulu Gölü,Sultansazlığı giderek kuruyor ve hızla kirleniyor. Hızla Yeraltı Suları tükeniyor,her yıl su seviyesi 1-2 metre düşüyor. Türkiye’de son 20 yılda kişi başına düşen su miktarının 4 bin metreküpten bin 625 metreküpe düştüğünü biliyoruz. Önümüzdeki 10 yıl içinde nüfusun artmasına paralel olarak bu rakamın bin metreküpe düşeceği öngörülüyor. Türkiye su fakiri bir ülke olma yolunda, hızla ilerliyor. ü Durumun ciddiyetine rağmen, halen suyu yöneten tek bir çerçeve su yasamız yok. ü Ülkemiz de suyu varlık olarak tanıyan, yaşam için vazgeçilmez bir hak olduğunu kabul eden, ve tek elden yönetecek bir Su Yasası’na her zamankinden çok ihtiyaç vardır. ü Çünkü su olmadan, içinde insanın yer aldığı tek yaşam biçimi bile var olamaz. Denklem çok basit ve acımasız: Su Yoksa,Hayat da Yok! TEMA Vakfı Bilim Kurulu Üyeleri, akademisyenler,danışmanlar, hukukçular,uzmanlar tarafından hazırlanan Su Yasa Taslağı, su varlığının korunmasında hukuksal,yönetimsel ve etik yeni ilke ve kurallar getiriyor. TEMA’nın hazırladığı Su Yasa Taslağı, suyun ticari bir mal gibi görülmesi anlayışına karşın, doğal varlıkların tümünün korunarak yönetilmesine odaklanıyor. Suya ulaşma hakkının temel ve yaşamsal bir hak olduğunu; hiç kimseye ayrıcalık veya öncelik tanınamayacağının altı çiziliyor. TEMA, Yasa Taslağına haklar ve hiyerarşisi çerçevesin de , yararlanmada bir öncelik sıralamasına vurgu yapıyor. Yönetilmesi zor bir varlık olan suya, hayat-hak-varlık üçgeninde odaklanan, tek bir yasa altında ve katılımcı bir yaklaşımla yönetecek, bir Su Yasası istediğimizi kamuoyu ile paylaşıyor yasa koyucuları hazırladığımız Su Yasa Taslağı’nı dikkate almaya çağırıyoruz. Su Hayattır… Su Bir Haktır… Su,Kaynak Değil, Doğal Varlıktır. SU YASASI ÇIKARILMALIDIR !

Haluk Ortaç

Haber linki